2019'un En İyi 4 Mobil Pazarlama Trendi

2019’un En İyi 4 Mobil Pazarlama Trendi

Geçmişte, insanlarla iletişime geçmek için bir sabit hat çağırmak ve sadece kişinin evde cevap vermeyi beklediğini ummak gerekiyordu. Aksi takdirde, onları fiziksel olarak iletişime geçmemiz gerekiyordu. Bugün kendimizi, nereye gidersek gidelim bizimle birlikte olan cep telefonumuz aracılığıyla e-postalar, kısa mesajlar ve sosyal medya bildirimlerine boğulmuş halde buluyoruz.

2019’da mobil, hayatlarımızda daha iyi hizmet verebilmek için markalara yeni fırsatlar sunan teknoloji ile hayatımızda daha da önemli bir rol üstlenmeye hazırlanıyor.

İşte 2019 için en büyük mobil trendlerden ilk dördü:

1. Aksiyon Tabanlı Anlık Bildirimler

Mobil uygulama etkileşimi sayesinde, pazarlamacılar müşterileri hakkında gerçekten bilgi edinebilir ve kişisel düzeyde onlarla bağlantı kurabilir. Çoğu mobil uygulama artık uygulama indirme, kullanıcı kaydı, abonelik yenileme, doğum günleri, promosyonlar ve hatta alışveriş sepetini terk etme gibi bireysel etkinliklere dayalı anlık bildirim hizmetleri sunmaktadır.

Anlık mesajlaşma yoluyla öneriler, markaların saldırgan olmadan kullanıcılarla iletişim halinde kalması için kolay bir yol sunar. Kullanıcı tercihleri ​​hakkında zengin miktarda veri toplayan şirketler, ilgili verileri önererek değer sağlamak için bu verileri kullanabilir. Örneğin, Spotify bir kullanıcının dinleme geçmişini analiz eder ve beğenebilecekleri yeni sanatçılar önerir. Benzer şekilde, Netflix, bir kullanıcının en sevdiği TV şovu yeni bir bölüm yayınladığında düzenli olarak push bildirimleri gönderir ve hatta izleyicilerin izleme geçmişlerine dayanarak beğenebilecekleri yeni filmler hakkında uyarır. Hatta müşterilere mutlu yıllar dilenebilir veya süresi dolmuş hizmetler hakkında bir hatırlatma gönderilebilir.

Aksiyon temelli anlık bildirimlerin tüm bu örnekleri, bir şirketin kullanıcılarıyla daha kişisel bir düzeyde etkileşim kurmaya istekli olduğunu gösterir.

2. Konum Tabanlı Anlık Bildirimler

Konum tabanlı pazarlama, pazarlamacıların bağlamsal olarak uygun içerik sağlayarak fiziksel ve dijital dünya arasında bir köprü kurmalarını sağlar. Şu anda, pazarlamacıların konuma dayalı pazarlama taktiklerini uygulayabilmelerinin üç ana yolu vardır:

Coğrafi hedefleme (Geotargeting)

Coğrafi hedefleme, IP adreslerine göre insanlara ulaşma eylemidir. Coğrafi hedefleme aslında mobil cihazlardan önce gelir ve internetin ilk günlerinden beri kullanılmaktadır. Örneğin, bir e-ticaret sitesindeki para birimi ziyaretçinin IP adresi ülkesine göre kişiselleştirilir. Ancak, IP adresleri çok kesin değildir. Pazarlamacıların belirli demografik bilgileri ve yerleri hedeflemesi zordur, bu nedenle coğrafi hedefleme bir şehir veya eyalet gibi geniş yerler için daha yaygın olarak kullanılır.


Coğrafi Alanlar (Geofences)

Geofence, bir konumun etrafındaki radyal bir alandır. Bir kullanıcı bir coğrafi bölgeye girdiğinde veya bu bölgeden çıktığında, bir marka bir pazarlama mesajını tetikleyebilir (markalar kullanıcının bir coğrafi bölgeye ne zaman girip çıkacağını öğrenmek için mobil cihaz üreticisinin “konum hizmetlerine” erişebilir). Geofence’ler özellikle yaya trafiğini fiziksel mağazalarına yönlendirmek isteyen uygulamalar için kullanışlıdır.

Beacons

Beacon’lar üç yer hedefleme yönteminden en dar olanlarıdır. Bir beacon, bluetooth aracılığıyla yakındaki mobil cihazlardan konum verilerini alan küçük, fiziksel bir nesnedir. Bir kullanıcının telefonu bu sinyali algıladığında, konuma dayalı bir mesaj tetiklenebilir. Bu bildirimler tam olarak müşterinin yürüdüğü yere göre düzenlenecektir. Beacon’lar Bluetooth’a güvenir, bu da mağazalar gibi mobil taşıyıcı alımının zayıf olduğu alanlarda kullanılabileceği anlamına gelir. Ancak bunun dezavantajı, müşterinin Bluetooth sinyalini açması gerekmektedir.

3. Sanal Asistanlar

Yapay zeka destekli sanal asistanlar, insanlar ve makineler arasındaki ilişkiyi giderek daha fazla yaklaştırıyor ve Apple’ın Siri ve Amazon’un Alexa’sı ana akım haline geliyor. Bu sanal asistanlar, bir kullanıcının sorgularına, talimatlarına veya yorumlarına akıllı ve doğru yanıtlar sağlamak için doğal dil işlemeyi kullanır.

Bunun pazarlamanın geleceği üzerinde büyük bir etkisi olacaktır. SEO açısından, pazarlamacıların tamamen bir anahtar kelime stratejisini yeniden düşünmelerini gerektirir çünkü bir çevrimiçi arama motoruna yazdıklarınız bizzat sorduğunuzdan farklıdır. Örneğin, Londra’daysanız ve yakınlarda bir kahve dükkanı arıyorsanız, büyük olasılıkla “Londra’da kahve dükkanları” yazmanız muhtemeldir. Öte yandan, bir sanal asistan kullanıyorsanız, sorularınız “Yakınımda bir kahve dükkanı bul” ya da “Yakınımda iyi bir kahve dükkanı nerede bulabilirim? ” şeklinde olacaktır. Pazarlamacıların müşterilerin Siri veya Alexa’ya ne sorabileceklerini düşünmesi ve bu anahtar kelimeleri başlıklarda, açıklamalarda ve içerikte kullanması gerekir.

Kullanılmayan başka bir kanal sponsorlu aramadır. Henüz yaygın olmasa da, bu gerçeğe yaklaşıyoruz. Gelecekte Siri’ye “Anneler Günü için ne hediye almalıyım?” diye sorabilirsiniz. Siri, kullanıcının anneleri için satın alma geçmişini dikkate alarak ücretli destek ve yapay zeka odaklı verilerin bir kombinasyonu sayesinde markalı ürünler önerecektir. Bu şekilde markalar daha derin bağlantılar kurabilir, bir sonraki en iyi aksiyonları önerebilir ve bağlamsal güdümlü etkileşimler oluşturabilir.

4. Öngörülü Reklamcılık

Mobil etkileşim platformları, pazarlamacılara kitlesel ölçekte müşteri davranışları ve tercihleri ​​hakkında bilgi sağlamak için yapay zeka destekli analizleri kullanıyor. Etkili bir şekilde kullanıldığında Yapay Zeka, şirketlerin kişiselleştirilmiş reklamlar sunmasına yardımcı olabilir.

Google, Facebook, Amazon ve LinkedIn gibi önde gelen teknoloji şirketleri, ürünlerini geliştirmek için zaten yapay zeka, makine öğrenimi, büyük veri ve tahmine dayalı analitik kullanıyor. Örneğin, Amazon tarafından yoğun olarak kullanılan bir makine öğrenme tekniğine dinamik yaratıcı optimizasyon denir. Algoritmalar, belirli bir kişiyle olumlu etkileşime girme olasılığı yüksek reklamlar üretir. Bu mobil reklamlar, bir kullanıcının önceki etkileşimlerine, demografik özelliklerine ve konumuna göre kişiselleştirilir.

Günümüzün aşırı rekabetçi uygulama ortamında, yaklaşık 4 kişiden 1’i yalnızca bir kullanımdan sonra uygulamaları terk ediyor. Pazarlamacılar için, reklam stratejilerinin olumlu ve sorunsuz bir kullanıcı deneyimi sağlaması çok önemlidir – yoksa kendilerini bir kullanıcı tabanları olmadan bulurlar.

Dört trendin de ötesinde, mobil cihazların yaygınlığının dijital pazarlamada yeni bir dönemi müjdelediği açıktır. Sektör hızla ilerliyor ve pazarlamacıların, müşterilerini daha iyi anlamak ve hızla değişen ihtiyaçlarına cevap vermek için sürekli olarak yeni mobil pazarlama atılımlarından yararlanmaya hazır olmaları gerekiyor.